• Ana Sayfa
  • »
  • Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde Modernize Edilmiş Taşeronlaştırma Sistemlerinin Oyunları

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde Modernize Edilmiş Taşeronlaştırma Sistemlerinin Oyunları

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde Modernize Edilmiş Taşeronlaştırma Sistemlerinin Oyunları





Öncelikli olarak Taşeronlaştırmanın ne olduğu konusunda bilgilendirmek isterim.Malların ve hizmet üretimlerinin bölünerek ana bir firmanın bağlılığı olmasıyla bir yada birden fazla alt firmaların olduğu yani bunlar ( taşeron firmalar) tarafından yaptırılmasıdır.Aynı iş için çalışan emekçilerin koşullarının farklı olduğu ve farklı işverenlere bağlılığı olmasıdır.

Aslında bu Yanlış Taşeronlaştırmaların ortaya çıkması çok eskiye dayalı bir cinayetler sistemidir.Önceki süreçlerin sistemlerinde üretimle emekçileri arasını bölebilen kapitalizm sistemi,şimdilerdeyse daha farklı bir modernize sistemiyle yani taşeronlaşmayı geliştirmiştir.Aynı işletmelerin işlerini iş yerlerini bölmeden büyük bir sistemle bölmeyi keşfetmeyi başarmışlar.Aynı işletmelerin içindeki işleri bölümlere ayırarak farklı firmalara ihale edilerek aynı iş yerinin içerisin de birden çok patron oluşturuluyor.Böylelikle büyük kapitalist sistemlerini korumuş oluyorlar.

Tabi burada kapitalizmin ve modernize edilmiş taşeronlaştırma sistemlerin oyunların da her zaman holdinglerin büyük patronlar korunmaktadırlar. Böylelikle ana patronların büyük kapitalist-muhatap olmaktan çıkmaktadır.Büyük kapitalistler kendi kadrolu işçileri ve taşeron firma sahiplerinin küçük patronun muhatabıydılar.

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde özellikle siyasetçilerin ve iktidarların taşeronlaştırmaların gerçekleştirilmesinin en büyük amaçlarından biride örgütlemelerinin önünü kesmeleridir. Türkiye de taşeron firmalarda büyük rant olan işlerin her sene  ihale ile girdiklerinden taşeronlar tarafından işe alınmakta olan işçilerle sözleşmelerin sadece bir senelik olarak imzalandığı da gözlerden kaçmamıştır.Böylelikle taşeronlar plan ve projelerinden her geçen gün daha çok başarıya ulaşıyorlar.Bu durumda küçük patronlara sahip ve bağlı olan çalışanların(işçilerin) birbirlerini tanımaları ve örgütlenebilmeleri  için kısa bir sürenin olduğu da gözlenmektedir.Tabi bununla beraber ciddi örgütlenmelerin olduğunu gören şirketlerin patronları da ihaleyi hemen başkasına devretmekte geri kalmamaktadır.Ayrıca şöyle bir duruma da götürebiliyorlar.Aynı taşeronların başka bir isimle yeni bir firmanın kurulmasıyla ihaleyi tekrardan almakla beraber, ki zaten büyük holdinglerin patronlarıyla danışıklı dövüş şeklinde işlemektedir.

Taşeron firmalarının işe aldıkları çalışanların çoğu zaman “sadece üç aylık” deneme sürelerine tabi tutarak ilk aşamada da örgütlenmenin önlerine ciddi anlamda geçmektedirler.

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi haksız kazançta herhalde bütün dünya ülkelerin önünde yerini korumaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesin de,daha önceleri çalışanlar bir işe girdiklerinde,o iş yerlerinde çalışanların o güne kadar ki kazandıklarının haklarının hepsine sahip olabiliyordu.Tabi adamlar bunları o emekçilerin mazlumların işçilerin yanlarına kar kalmasını istemedikleri için ki bunları devlet yetkilileri ve siyasetçilerin elleriyle imzalandığını da biliyoruz. Taşeronlaşma ile birlikte kazandıkları bütün haklarından yoksun bir şekilde çalışmaya başlamaktadırlar.

Türkiye de emekçilerin işçilerin çalışanların daha ilk işe başlamasıyla bütün haklarının zorla planlı ve projeli bir şekilde ellerinden gasp etmektedirler.

O kadar sistemli bir şekilde işleri yürütüyorlar ki insanların anlaması gerçekten çok zor.Ama bütün pislikleri de ortaya teker teker çıkmaktadır.

Büyük holdinglerin özellikle taşeronlaştırmayı iyi yapanlar,işçilerin emekçilerin arasında bile büyük bir bölünmeye neden olmaktadır. Taşeronlaştırma ciddi bölünmeleri yaratmaktadır.Aynı iş yerinde çalışan emekçilerin büyük patronların kadrolu olan işçilerin daha yüksek bir maaş ile çalıştırılıp,daha iyi sağlık ve sosyal haklarına sahip olurken,aynı iş yerlerinde fazlasıyla çalışan emekçilerin küçük ve kapitalizm’in köleleri olan küçük patroncukların yani taşeroncuların işçileri emekçileri mazlumları en düşük ücretlerle ve bütün sosyal ile sağlık haklarından yoksun bir şekilde çalıştırılmasını uygun görmektedirler. 

Öyle farklı bir psikolojik sistem kurmuşlar ki,emekçilerin her zaman işten atılma korkularıyla yaşamalarına sebep olmaktadırlar.

Holdinglerin büyük patronların (küçük beyinlilerin) bütün işçileri itaatsizlik ettikleri zaman işlerinden çıkarılacakları veya işsiz kalacaklarını düşünerek ya da beğenilmeyen basit görülen taşeron işçilerinden birisi olma korkusuyla yaşamaktadırlar. Tabi burada da göze çarpan şeyin psikolojik bir sistemin nasıl büyük bir şekilde işlendiğidir.Ayrıca başka bir durumun küçük patroncukların çalışkan emekçileridir.Söylenen her şeyi yapmak zorunda bırakıldıkları,itaatkar bir işçi olduğu zaman (BELKİ) gıptayla baktıkları kadrolu işçi durumuna gelme umudu taşıyan emekçilerdir.

Başka bir konunun da yine ve yeniden taşeronlaştırmanın; büyük holdinglerin büyük patronlarıyla sendikaların görünen ve ortaya çıkan işbirliğinin ürünü diyebilir miyiz ?

Tabi emekçi yığınlarının büyük bir şekilde örgütlendikleri sendikaların da bütün taşeronlaştırma sistemlerine ve politikalarına karşı görevlerini yerine getirmektedirler.Daha iyi bir yaşamın olması,işçileri bir arada tutmaları, daha iyi bir çalışma ortamlarının olması işlevleri olan sendikaların çoğu da kapitalizmin taşeronlaştırma saldırıları karşısında sınıfta kalmayı geçin tamamen çöküşe geçtiklerini anlamaları gerekir.

1980 yılından itibaren taşeronlaştırma sistemlerin uygulamaya başlanması,95 yıllarından beri de yasal olarak uygulanmakta olan taşeron çalıştırma sistemlerine karşı da ciddi bir direnişin ve örgütlenmelerinin olmadığı da düşündürücüdür.Somut,büyük bir amacın ve tutarlılığın olduğu bir sendikal mücadelenin ve onunla beraber emekçi sınıflarının sendikal birliğinin gerçekleştirmemeleri,devrimci hareketlerin yeni niteliklerin kazanması,yani işçi sınıfının siyasal birliklerinin gerçekleştirilmesi sorununu da aleyhte etkilemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesin de Modernize edilmiş olan Taşeronlaştırma sistemlerin de var olan koşullarda öncelikli olarak emekçilerin işçilerin arasında oluşan yapay bölünmelerine rağmen büyük patronlara karşı taşeronlaştırmayı destekleyenlere karşı ortak olmamız gerektiğini ve bütün mazlumların bütün emekçilerin bütün işçilerin ortaklaşa mücadele etmeleri ve birbirlerine destek olmaları gerektiğini düşünüyor ve bu görevinde bütün insanlık için kutsal olduğunu da bir kez daha söylemek isterim.

Ortak olan iş yerlerin de temel noktada olan aynı iş yerlerine bağlı olduklarının, kazandıkları ve kazanılan haklarının ortak olan bir hakkın kazanımı olduğunu bilmemiz gerekir.

Hepimiz için geçerli olan bir şey vardır.O da şudur ki hepimizin uygulaması gerekir.

Ağaçlara baktığımızda sadece bir ağaca kilitlenmemek,çünkü orada bir orman var ve ormanı gözümüzden kaçırmamamız gerektiğini düşünüyorum.

Kapitalist sistemin de kapitalistler her zaman farklı görünmeye çalışılsa da kapitalist sınıfı tektir.Bütün kapitalist taşeronların büyük holding sahiplerinin,bunlara çeşitli yasalarla destek veren siyasetçilerin hepsi de emek sömürüsünden palazlanmaktadırlar.Bunların hepsi işçi ve emekçi sınıflarının düşmanlarıdırlar.

Emekçilerin,işçilerin,işçi mazlumlarının hep birlikte asli bir görevlerinin olması gerekir. Birimiz hepimiz için,hepimizin de birimiz için anlayışı içerisinde olarak işçi ve emekçi sınıfının bütünsel olarak bileşenlerinin olması,emek kavgasında yan yana durmaları ve durmalarını sağlayacak politikaların da ciddi manada üretilmesi gerekmektedir.

Verimlilik Sermayenin Holdinglerin Büyük Patronların Kasasına, Sermayenin Küresel Saldırısı Taşeronlaştırmanın Tasarrufu da İşçinin Mezarına Yazılıyor.

Taşeronlaşmanın sonuçlarını Soma’da Karaman’da Tuzla’da ve diğer bütün illerimizde acısını fazlasıyla yaşadık.

Taşeronluk, Köleliği ve Ölümü Meşrulaştırma Sistemidir !

Son olarak şunu eklemek isterim.

Aşırı kar hırsı ve taşeron firmalarda siyasiler tarafından göz yumulan kuralsız bir şekilde,güvenceleri olmadan,çalıştırma koşulları nedeniyle iş cinayetlerine kurban gidilen soma ve karaman maden işçilerinin tuzla tersane işçilerinin inşaat işçilerinin aileleri ve yakınlarının acılarını yürekten paylaşıyorum ve başsağlığı diliyorum.

“Mehmet Kızılkaya”


Diğer Yazıları

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 577


Editör`den Size - Özel Haberler