• Ana Sayfa
  • »
  • İnsanlığımızın Bittiği Noktadır Öldürmek

İnsanlığımızın Bittiği Noktadır Öldürmek

İnsanlığımızın Bittiği Noktadır Öldürmek

Öldürmek o kadar kötü bir şeydir ki insanlığın bittiği son ve de ilk çizginin ortak noktasıdır.

Mağarada yaşamlarını sürdüren insanların yaşamlarını anlatan bir film’de, saçları ve de sakalları birbirine karışık olan bir kahramanın kurduğu bir cümle ile başlamak istiyorum.

“ Bir insanın yanaklarını okşamak neye yarar anlarım, onun tenine dokunmanın ne olduğunu anlarım, taşları bir yerden başka bir yere oynatmak neye yarar anlarım. Fakat bir insanı öldürmenin hiçbir tarafını anlamadım. Bir insanı öldürmek bana göre çok saçmadır ki zaten bir gün ölecekti. “ der kahraman.

O tertemiz küçücük ve de huzur içerisinde yaşamlarını sürdüren toplulukların cinayetlerle, insan ölümleri ile ilk tanışmaların şaşkınlığı ile edilmiş olan bir cümle. Henüz hayat kendi basit ve de doğal olan dengesinde akıp gitmektedir.

Öldürmek, öldürmeye kalkmak sadece ve sadece birileri için kendi karınlarını doyurmak için yapılan eylemlerden bir tanesidir. Açlıktan ölmemek için zorunlu hale getirdikleri eylemlerden bir tanesidir. İnsanları öldürmek onların akıllarına hiçbir zaman gelmemektedir. Çünkü insan öldürmenin bir mantığı yoktur. Birer geyik, birer tavşan, birer kuş öldürerek kendi karınlarını doyuruyorlar.

Artık hayvanları öldürmek çok ama çok uzaklarda kaldı. O devirler uzak diyarlarda ama çok uzak diyarlarda bırakıldı. Bizler hepimiz geliştik tabi ki bunun yanında hepimizi akılları da. Öyle fazlaca mantıklı olduk ki; doğanın bütün kanunları bizlere adeta sıradan, basit ve de anlamsız gelmeye başladı. Bizler kendi kanunlarımızı koymaya başladık ve doğayla resmen dalga geçerek her gün doğaya kahkahalarla gülmeye başladık. Öyle ya doğanın o basit ve de bizlere hiçbir şey kazandırmayan kanunlarının bir manası yoktu. Doğa şunu bizlere diyordu ki; “ Kendi hayatını yalnızca tek başına devam ettirmen için öldürebilirsin. Sadece tek başına hayatta kalabilmek için.” Bizler her daim burun kıvırdık ona. Bizler her daim spor için öldürmeye başladık. Doğanın koynundan, doğanın yüreğinden koparıp adlık yavrularını sadece ve sadece kendi gücümüzü kendimize kanıtlamak için. Doğa her daim kendi türünü öldürme diyordu. Bizler öfkemizle beraber adeta bir canavar gibi kudurmaya başladık. O kudurgan olan öfkemizle beraber sırf bizler gibi düşünmüyorlar diye kendi türümüzün kanlarını içmeye başladık. Aldığımız kan kokusuyla beraber sarhoş olup tek bir insanla yetinmedik asla, toplu olarak öldürmenin yollarını aramaya başladık ve sonunda da başardık.

Adeta akıtılan kandan, denizlerden kendi gemilerimizi yüzdürmeye başladık. Bu yüzmeye de güç adını vermeye başladık.

Doğa biz insanlara her daim toprağı sunmaya başladı. Kendi karnını sürekli olarak yarmaya başladı. İçine küçük tohumlar atmamıza izin verdi. Yağmurlar yağdırıp her daim ekinleri büyüttü bizler için. Ağaçların dallarında bir yandan çiçek, bir yandan da meyvelerle donattı. Ama ne yazıktır ki nankör insanoğlu bunlarla yetinmeyi bilemedi. Akıl her geliştikçe bizlerin gözleri hırslara bürünmeye başlandı. Onun karnını her daim olabildiğince fazla bir şekilde yarıp kara olan bir sıvı çıkarmaya başladık. O kara sıvı için bütün toprakları, bütün denizleri kan gölüne çevirdik, insanları kıtır kıtır kesmeye başladık. Akıl her daim gelişmeye devam ediyor. Bizler bu hırstan dolayı kudurmaya başladık. Bizlere dünya yetmemeye başlıyordu. Akıl gelişmeye devam ettikçe yürekler küsüp küsüp içine kapanmaya başlayıp, bizleri terk ediyordu. Bizler çıkıp insanız diyorduk kendimize. Okulların sıralarında mağara devrindeki insanları okuyup okuyup kahkahalar atıyorduk. Oysaki içimizde en insan olan taraf bizleri bırakıp terk etmişti. Öyle ki bizler daha da bunu göremedik…

Şimdi hepimiz bu kan gölünün içerisinde çırpınmakta olan bir türüz. Ve bizler kendimize halen insan diyoruz.

İnsan değiliz, İnsanlıktan nasiplerini almamışız, İnsanlığın gerçeğine ihanet etmişiz, İnsanlık çoktan ölmüş haberimiz yok!

İnsanlıktan nasiplerini almış olan insanların, kandan beslenmemeleri dileğiyle…

Vesselam…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

Diğer Yazıları

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 454


Editör`den Size - Özel Haberler