• Ana Sayfa
  • »
  • Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır

Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır




"EMRİ 
bil ma'ruf ve nehyi anil münker" görevinin yâni "İyiliği emretmek ve kötülüğü men etmek" görevinin yerine getirilmeyişi de fitnenin yeryüzüne hâkim olma sebeplerindendir

 

.

 

Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz: ma'rufu emreder, münkerden nehyedersiniz ve Allah'a inanırsınız..." (Al-i İmran, 3: 110)

 

 

 

 

 

 

 

"Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!" (Maide Suresi, [5:79])

 

 

 

 

 

 

 

 

Lokman suresi 17. âyette "Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emir ve tavsiye et, kötülükten sakındır.

 

 

 

 

Bu yüzden maruz kalacağın şeylere katlan" buyrulur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Emri bil ma'ruf ve nehyi anil münkerin önemine dikkat çeken sevgili Peygamberimiz bizlere şu tavsiyelerde bulunmaktadır:

 

 

 

 

"Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin.

 

 

 

 

Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin.

 

 

 

 

Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, Îmân 78; Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)

 

 

 

 

"Bana hayat bahşeden Allah'a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez" (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388).

 

 

 

 

"Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir" (Enfal, 8/25) Bu ayetten (Enfal/25) anladığımıza göre; fitne, fesat ve terörü çıkaranlar, ona destek olanlar ve seyirci kalanlar gün gelir o fitneden, terörden muzdarip olurlar, o terör gelir onları da vurur. Nitekim günümüzdeki bazı terör örgütleri zamanla kendilerini destekleyen ve finanse edenlerin başına bela olmuşlardır.

 

 

 

 

 

Hz. Musa (AS) Allah'ü Teala ile Tur Dağı'nda kelam ederken bir gün derki,"Yarabbi Ad Kavmi'nde, Lut Kavmi'nde, Semut Kavmi'nde hiç mi iyi insan yoktu ki hepsini helâk ettin." Başka bir gün yine Tur Dağı'na çıkacağı sırada uykusu gelir derin bir uykuya dalar.

 

 

 

 

Uykusunda kendisini cennette yüce Mevla ile perdesiz konuşurken görmekte iken, bir karınca gelir ısırır.

 

 

 

 

Musa (AS) uykusundan uyanır ve tatlı rüyası yarıda kalır.

 

 

 

 

Buna çok sinirlenen Musa (AS) bu öfkeyle kalkar ve yuvada bulunan bütün karıncaları helak eder.

 

 

 

 

Tur Dağı'na ulaşıp Cenab-ı Hakk ile kelam ederken Yüce Mevla, "Ya Musa seni ısıran bir tek karınca olmasına rağmen neden tüm karıncaları öldürdün" buyurur. Musa (A.S) da "Yarabbi diğer karıncalar iyi olsaydı o bir tek karıncanın yaptığı kötülüğe engel olurlardı" buyurur.

 

 

 

 

O zaman Yüce Mevla da "Ya Musa, işte Ad Kavmi'nde de, Lut Kavmi'nde de Semut Kavmi'nde de iyiler vardı ama kötülere engel olmadılar" buyurur.

 

 

 

 

 

 

Fitne, anarşi, terör, bozgunculuk, günah, şirk, bela ve daha başka manalara gelirse de, ekseriya bölücülük, bozgunculuk anlamında kullanılır.

 

 

 

 

İslâm âlimleri fitneyi: "Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir" şeklinde tanımlamışlardır.

 

 

 

 

Fitne ve fitne çıkaranlar hem Kur'an'da hem de hadislerde kınanmışlardır:

 

 

 

 

"…Allah'ın birleştirilmesini emrettiği (akrabalık bağlarını, birlik ve beraberliği) koparanlara ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara gelince, işte lânet onlaradır.

 

 

 

 

Kötü yurt cehennem de onlaradır."(Rad suresi,13/25)

 

 

 

 

 

 

Türk siyasi hayatına girdiği ve dillendirildiğinden beri:

 

 

 

 

"Büyük Ortadoğu Projesinin"

 

 

 

 

"Dinler Arası Diyalog veya yeni adıyla Medeniyetler arası ittifakın",

 

 

 

 

"Ilımlı İslâm'ın",

 

 

 

 

"Kürt Açılımının",

 

 

 

 

 "Ermeni Açılımı" gibi Türk milletini bölen, ayrıştıran ve Türk milletinin düşmanlarının ekmeğine yağ süren fitnelere kaynaklık ve öncülük etmek;

 

 

 

 

Terörle mücadele edeleceğine, teröristle müzakereyi seçmek,

 

 

 

 

TSK ile mücadele ettiği kadar PKK ile mücadele etmemek;

 

 

 

 

Adımıza açılanlar açıldıkça, analar ağlamış, şehitler ve yetimler kervanına her gün yenileri katılmış, Türkiye bir kan gölüne dönmüş ve iç savaşın eşiğine gelmiştir.

 

 

 

 

İki gün önce  ÜÇ POLİSİMİZ VE ÜÇ KORYCUMUZ ŞEHİT OLMUŞ, kimin umrunda!

 

 

 

 

 

 

Hala:Türkiye'de 36 etnik gurup var diyenler;

 

 

 

Türkiye'yi bölmek parçalamak ve Güneydoğuda federasyon kurmak isteyen Diyarbakır Belediye başkanı Baydemir arasında ne fark vardır?

 

 

 

 

 

 

Görevleri her zaman hakkı ve hakikati söylemek olan İslâm âlimlerinin büyük bir çoğunluğunun bunca olumsuz gelişmelere karşı sessiz ve tepkisiz kalması bir kısmının ise destek olması aklın alacağı iş değildir.

 

 

 

 

 

İslâm'a göre âlimler ve eğitimciler, sadece Hakk'ın ve hakikatin emrindedirler.

 

 

 

 

 

Onlar siyasete, politikaya alet olamazlar, ilmi ve dini gerçekleri dünyevi çıkarlar için değiştiremez, dini siyasi çıkarlara ve dünyevi menfaatlere alet edemezler.

 

 

 

 

 

İlim adamı her zaman ve her şartta doğruyu söylemeli ve haktan yana olmalıdır.

 

 

 

 

 

Bu konuda yüce kitabımızda şöyle buyrulur:

 

 

 

"Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de (yani makam ve mevkilerini, paralarını, dünyevi çıkarlarını düşünerek Allah'ın emrettiklerini söylemeyenler, susanlar) bununla biraz para alanlar (varya) gerçekten karınları dolusu ateşten başka bir şey yemezler.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır.

 

 

 

 

Onlara sadece acı veren bir azab vardır." (Bakara/174)

 

 

 

 

 

 

 

 

Peygamberimiz buyuruyor ki:

 

 

 

 

Benden sonra yalan söyleyen ve zulmeden emîrler olacaktır.

 

 

 

 

Bu bakımdan onların yalanlarını tasdik eden ve onların zulümlerinin yardımcısı olan herhangi bir kimse benden olmadığı gibi, ben de o kimseden değilim. (Aramızda herhangi bir rabıta yoktur) ve böyle bir kimse (kıyâmet gününde) havz-ı kevsere varamayacaktır. (Nesâî,Tirmizî Hâkim, (Ka'b b. Ucre'den)

 

 

 

 

 

 

Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimizin buyurdukları gibi:

 

 

 

 

" İslâm âlimlerinin ve eğitimcilerinin, sadece Hak ve hakikatin emrinde olmalarını, iktidar sahiplerinin ve zalimlerin emellerine alet olmamalarını bilhassa emretmiş ve: "En büyük cihat zalim devlet başkanı huzurunda söylenen hak sözdür" buyurmuşlardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Biz de bu söze göre hareket edip hem ders vermek ve bu kötü gidişe bir son vermek üzere hayırlara vesile olcak işler yapmayı Rabbim yüce cemiyetimize nasip etsin.

 

 

Amin

 

 


YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 501


Editör`den Size - Özel Haberler