• Ana Sayfa
  • »
  • TAŞ MEKTEP,TELGRAF VE ATATÜRK…

TAŞ MEKTEP,TELGRAF VE ATATÜRK…







 
Taş Mektep filminin beni nasıl duygulandırdığını, Taş Mektep başlıklı yazımda etraflıca anlatmış ve bir “Taş Mektep Övgüsü” olarak gelişen yazımda şu cümlelere de yer vermiştim; “Filmin senaryosu mükemmele yakın. Ancak bazımesajlar vermek adına yapılan zorlamalar senaryoyu zedelemiş...  Görsellik, oyunculuk, sahne geçişleri, filmmüziği gibi konularda filme başarılı demek zor… Hele bazı teknik hatalar varki, olmaması gereken cinsten…” Ve dip not olarak da bu eksiklikleri başka bir yazımda değerlendirmeye çalışacağımı ifade etmiştim…
 
Filmin en büyük eksiği, olayların geçtiği Kayseri Lisesinde tek bir sahnesinin çekilmemiş olması… Özellikle dış sahneler, Kayseri Lisesinde çekilebilir, böylece izleyici bu tarihi Taş Mektebi daha yakından tanıyabilirlerdi…
 
Daha önce de yazdığım gibi,  filmin senaryosu mükemmele yakın… Kurgu sağlam, olaylar tarihi gerçeklerle örtüşüyor… Ancak senaryoda birkaç zorlama var;
 
 O zamanlar soyadı yok, insanların kimlikleri babalarının adı ve kendi adlarından oluşuyor. Öğrencilerin asker kaydı yapılırken hepsi, babasının ve kendisinin adı (Hasan oğlu Mehmet, Cemil oğlu Halil vb.) ile kimlik bilgilerini verirken, birisi kimlik bilgisini Kürt Mustafa oğlu Hacı diye veriyor… Son zamanın moda anlatımı “Bu ülkeyi Türk ,Kürt birlikte kurtardık”   tezine güç katabilmek amacıyla yapıldığı anlaşılan bu tanımlama sırıtmış… Aynı vurgu, öğrencinin doğum yeri üzerinden (Örneğin Şırnak, Hakkari) veya şive üzerinden yapılabilirdi…
 
Yunanlılar işgal ettikleri bir köyde, köylüyü meydana toplamışlar, minarede ezan okuyan imama Yunan Askerleri ateş ediyor, imam şehit oluyor. Bu olay üzerine köylünün hepsi, bir kişi bile cenazenin yanına gitmeye gerek duymaksızın, hemen meydanda ayakkabılarıyla namaza duruyorlar… Olay ve tepki örtüşmüyor… Filmi izlerken bu sahnenin yapaylığından rahatsız oluyorsunuz…
 
Yine işgal edilen köyde, gençliğe geçiş döneminde bir erkek çocuğu intihar ediyor? İzleyici, neden intihar etti sorusunun cevabını bulamıyor…
 
TELGRAF HABERLEŞMESİNE İLİŞKİN HATALAR
 
Filmde Telgraf Memurlarının kuvva-i milliyeden yana tavırlarına, görev aşklarına,istiklal savaşına katkılarına da temas edilmesinden, eski bir PTT’ci ve Telekomcu olarak onur duydum.
 
Ancak; telgrafçılıkla  ilgili o kadar çok hataya düşülmüş ki;
 
Filmde telgraf memuru, telgraf cihazını dinleyerek telgrafları deşifre ederken kulaklık kullanıyor. Oysa telgraf memurları, mors cihazından çıkan sesleri dinleyerek telgraf metnini çözerlerdi. Kulaklık kullanılması söz konusu değildi. Acaba ben mi yanlış biliyorum diye, mors cihazının kullanıldığı son günlere ulaşan Telgrafçılarla görüştüm, onlar da o cihazlarda kulaklık kullanılmadığını teyid ettiler.
 
Eskişehir’in işgalini Telgraf Memuru, Kayseri’deki Telgraf memuruna telgrafla bildirirken öldürülüyor. Ve onun öldürüldüğünü Kayseri’deki Telgraf Memuru anlıyor…  Bu olay da, realite ile örtüşmüyor. Telgraf noktadan noktaya doğrudan iletilirdi. Eskişehir Telgraf memuru işgal olayını Kayseri’ye değil,  hem iletişimin daha kolay olması, hem de TBMM’nin merkezi olması nedeniyle Ankara’ya bildirmesi gerekirdi…
 
Telgraf haberleşmesi kesilince, Kayseri’deki Telgraf Memuru, Eskişehir’deki memurun  şehit olduğu sonucuna  varıyor… Hatlarda arıza o zaman oldukça sık rastlanan bir durum. Düşman güçlerinin hatlara sabotajı da vaka-ı adiyeden.  Normalde telgraf memurunun, bu kesintiyi hat arızasına yorması gerekirdi… En kötü ihtimalle de Telgraf Merkezinin işgal edildiği sonucuna varabilirdi…
 
GÖRÜNTÜ , MONTAJ VE MÜZİK…
 
Filmde görüntü kalitesi vasatın altında… Sahne geçişlerinde de, zaman zaman ses ve görüntü uyumsuzluğu var… Görüntüye farklı bir sahne geliyor, ancak eski sahnedeki oyuncunun konuşması yeni sahnede devam ediyor…
 
Müzik baskın… Film sırasında müzikten etkileniyorsunuz… Ama zaman zaman yüksek sesten rahatsız da oluyorsunuz…
 
OYUNCULAR..
 
Orhan Kılıç, Ayça Varlıer, Can Kolukısa, Hazım Körmükçü tecrübelerini konuşturmuşlar… Atsız Karaduman rolünün hakkını tam vermiş… Öğrenciler de üzerlerine düşeni yapmaya çalışmışlar… Ancak, öğrencilerin yatakhanede savaşa katılma kararı verdikleri sahne fazla didaktik olmuş… Ve fazla tiyatral…
 
VE ATATÜRK..
 
İstiklal savaşını anlatan her filmde mutlaka Atatürk olmalı mıdır? Taş Mektep’deki gibi olacaksa, hiç olmaması evladır.
 
Taş Mektep filminde Atatürk rolündeki oyuncunun Atatürk’e benzememesi, O’nu canlandıramaması bir yana, çok silik bir Atatürk portresi çizilmiş…  
 
Ayrıca; 50-60 figuranla oluşturulan bir karargah… Savaş sahnelerinin yetersizliği de filmin eksi yönleri…
 
SONSÖZ…
 
TAŞ MEKTEP dar bir bütçeyle, iyi niyetle çekilmiş, bir boşluğu dolduran, duygu yüklü bir film… Keşke yukarda sıraladığım eksiklikler olmasaydı…
Tüm eksikliklerine rağmen, izlenmesi gereken bir film…
 
Diğer Yazıları

YORUMLAR (2)

Türk`ün Türkten başka dostu yoktur.27.02.2014 11:46
Yabancıya Toprak satış yasasına bu yönüyle de bakmak gerekir. Yazar güzel bir konuya temas etmiş.20.11.2012 16:00

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 361


Editör`den Size - Özel Haberler