Çiğ Süt Grevine Doğru.



Çiğ süt üreticileri 25 Eylül 2012 tarihinden sonra çiğ süt grevine hazırlanıyor.

 

 

 

7 Eylül 2012 tarihinde Ulusal Süt Konseyi çatısı altında çiğ süt üretici ve endüstriyel süt sektörü (ESS) temsilcileri bir araya geldiler. Çiğ süt üretici temsilcileri çiğ süt üretim maliyetlerinin işletme büyüklüklerine göre litresinin 1,2 TL ile 1,35 TL arasında olduğunu bildirerek bu fiyatlardan aşağı bir fiyatı kabul etmeyeceklerini bildirdiler.

Üretici temsilcileri kalitesiz kaba yem olan saman, kaliteli kaba yem olan yonca vb. ithalatında gümrük vergisinin sıfırlandığını ve yine kesif yem hammaddelerinden arpa, soya ithalatında gümrük vergisinde % 6,5 indirime gidilmesine rağmen kesif yem ve kaba yem fiyatlarının hissedilir derecede düşmediğini söylediler. Sanayici temsilcileri ise kesif ve kaba yem fiyatlarının ileriki aylarda düşeceğini ve bu nedenle 2013 yılı Mart ayına kadar 2012 yılı haziran ayında kabul edilen 86 kuruşun korunmasını istediler. Devletin çiğ sütün litresine verdiği 6 kuruşluk destekle çiğ sütün satış fiyatının 92 kuruş olarak gerçekleştiğini ileri sürdüler. Üretici temsilcileri devletin verdiği 6 kuruşluk desteğin iki üç ay sonra gerçekleştiğini çiğ sütün fiyatının 92 kuruş olarak gerçekleşiyor olsa da üretim maliyetleri ile oldukça arasında fark olduğunu bildirdiler.

Üretici temsilcileri ES sektörünün % 68 olan karlılıklarını düşürmeleri gerektiğini söylediler.

Çiğ Süt üretici resmi temsilcilerinin mevcut fiyatlar ile çiğ süt üretiminin sürdürülemez olduğunu, bunu kabul etmeyeceklerini bildirmeleri üzerine Endüstriyel Süt Sektörünün (ES) temsilcileri oluşan bu durum karşısında ‘’ patronlarımıza danışalım ‘’ demeleri üzerine toplantı 25 Eylül 2012 tarihine ertelendiği bildiriliyor.

Gerçekte Çiğ Süt Fiyatları

Ulusal Süt Konseyi 2012 Haziran-Eylül Dönemi için çiğ sütün litresinin 80 kuruştan alınması kararına hemen hemen hiçbir sanayicinin uymadığı, Sütaş’ın, Ülker’in İç Anadolu’da 67 kuruştan çiğ süt satın alarak diğer küçük firmalarında bu firmaların fiyatlarını takip ettiği görülüyor. Türkiye’de sadece Marmara bölgesinde çiğ süt satın alım fiyatları Konsey Kararından 5 kuruş düşük şekilde 75 kuruş olarak gerçekleşiyor. Ege bölgesinin çiğ sütünün büyük bir kısmını Marmara bölgesi firmalarının çekmesine rağmen ege bölgesinde çiğ sütün fiyatının Marmara bölgesinin alım fiyatlarını düşük tutanda yine Marmara Bölgesindeki çiğ süt alıcı sanayicilerin olduğunu görüyoruz. Bu firmalar üstelik Ulusal Süt Konseyine üyeler. Kendi kararlarına kendileri uymamaktalar!

2010 Yılı Nisan ayında yapılan 3 günlük çiğ süt grevinden farklı karakter taşıyacak. Bu farkı sanayicilerin ellerinde bir günlük süt tozu bile bulunmaması oluşturacak.

Sivil Toplum Kuruluşları Ne Diyor

7 Haziran 2012 tarihinde çiğ sütte fiyat masasına oturulmanın arifesinde yerel süt üretici birlikleri, damızlık birlikleri başkanları yerel medyaya verdikleri demeçlerde mevcut çiğ süt fiyatlarının kabul edilemez olduğunu bildirmekte idiler. Pazarlık Masasından kalkıldıktan sonraki günlerde konuştuğumuz yerel süt üretici birlikleri başkanları 25 Eylül 2012 tarihinde maliyetleri karşılayan bir fiyat çıkmadığı takdirde çiğ süt satışında greve kesinlikle gidilmesinin kaçınılmaz olduğunu söylediler.

Konuştuğumuz çiğ süt üreticileri ise ‘’biz üretici birliklerine aidat ödüyoruz, , gidip başbakanlığın, gıda tarım ve hayvancılık bakanlığının önüne çiğ sütü dökelim’’diyorlar. Merkez birliğimiz olan Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği (TSÜMB) ne zaman işimize yarayacak, sanayiciler kendiliğinden fiyat artırmazlar’’ diyor.

Bugünden 25 Eylüle Uzanan Süreç

25 Eylülde tekrar bir araya geliş toplantısına Gıda Tarım Hayvancılık Bakanı da gayri resmi bir şekilde davet edilmiş olsa da bu toplantıya katılmayacağı alt düzeyde bürokrat gönderileceği tahmin ediliyor.

Ak Parti Kongresinde çiğ süt dökülecek mi?

Yerel üretici birliklerine üyelerin çiğ süt grevi Ak Parti Kongresi öncesine denk gelecek olur ise Kongre civarına, sonrasına denk gelirse Ak Parti Genel Merkezi, GTH Bakanlığı,Başbakanlık önüne çiğ süt dökecekleri bekleniyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı üst düzey bürokrasisi çiğ süt ile ilgili olası bir gösteri veya grevin30 Eylülde gerçekleşecek olan Ak Parti Kongresi öncesine veya gününe denk gelmemesi için çaba sarf ediyor. Bu çabalar; 25 Eylüldeki toplantıya üst düzey bir bürokratın değil alt düzey bir bürokratın gönderilmesi, anlaşmazlığa Bakan’ın hakemliği için Bakan’la yapılacak toplantı ve görüşmenin veya Bakanın sanayiciler üzerindeki girişim çalışmalarının Ak parti Kongresi sonrasına öteleneceğidir.

2010 Çiğ Süt Niçin Yapılmıştı?

2008 yılında ülkemize sokulan dampingli süt tozu ithal edilmesi ile endüstriyel süt sektörü çiğ süt alım fiyatlarını düşürmüştü. Çiğ süt satışından zarar eden çiğ süt-damızlık üreticileri 1 milyon sayıyı aşkın süt ineklerini kasaba göndermişti. Ülkede damızlık sığır azalması sonucunda buzağı, hayvan üretimi de azalınca çiğ süt ve et fiyatları 2009 yılı Eylül ayında atmaya başladı. 2009 yılı Ocak ayında çiğ süt fiyatları ülkenin batısında 85-97 kuruş, Çukurova, İç Anadolu’da 70 kuruşa yükseldi. 2010 yılı Ocak ayında endüstriyel süt sektörü kendi aralarında bir araya gelerek çiğ sütün fiyatını düşürme kararı aldılar. Bu karar gereğince 4 şubat 2010 tarihinde Çukurova’da uygulamaya konuldu. Çukurova’da sanayicilerin bu uygulaması Çiğ Süt Üreticileri Grubu & Süt Platformu tarafından Rekabet Kurulu’na şikayet edildi. Sanayiciler geriye doğru çiğ süt fiyat düşüklüğünü ödemelerinde gerçekleştirmeye kalkınca 3 gün süren çiğ süt grevi yapıldı ise de sanayiciler çiğ sütün fiyatını düşürmeyi başarmışlardı!

2010 yılı Çiğ Süt Grevinde Kim Hangi Tavrı aldı?

1- Greve çiğ süt üreticileri grubu-süt platformu, Tüsedad, Marmara bölgesindeki üretici birlikleri destek verdi.

2- Tire süt kooperatifi ve İzmir Tarım Grubu Başkanı Sayın Mahmut Eskiyörük destek vermeyerek televizyonlara çıkıp çiğ sütün fiyatı zaten pahalı dedi. Çiğ süt üreten kooperatif başkanı olmasına rağmen üreticilerden değil sanayiciler ile paralel konuştu. Sayın Mahmut Eskiyörük’ün süt ineği olmadığı, geçimini çiğ süt üretiminden sağlamadığı açıklanmıştı! Tarımsal Kooperatif Mevzuatı gereği başkan olmak veya üye olmak için süt ineği sahipliği gerekmiyor. Bundan bir dönem önce Sayın Mahmut Eskiyörük’de Ulusal Süt Konseyi üyesi idi. Konseyde sanayiciler paralelinde oy kullandığı için bir sonraki UGK’nin seçiminde sadece kendi oyunu alarak seçilememişti.

3- O tarihteki SET-Bir (Süt ve Et Üreticileri Derneği) başkanı Sayın Erdal Bahçıvan sanayicilerin ellerinde yeteri kadar süt tozu olduğunu, uht sütlerin 4 ay, peynirlerin 6 ay ömürlü olarak yeterince piyasada bulunduğunu ve bu yüzden greve dayanabileceklerini grevin 5 günü geçmesi halinde ancak pastörize süt sıkıntısı yaşanabileceğini, dünyanın en pahalı çiğ sütünün Türkiye’de olduğunu açıklamıştı.

4- Greve destek verenler, başlatanlar ise Sayın Erdal bahçıvan’ın açıklamasına karşın; dünyanın en pahalı yemini üreten bir ülke Türkiye olur ise çiğ sütün fiyatının da yem fiyatına göre fiyatlanması gerektiğini söylemişlerdi.

 

Ulusal Süt Konseyi İşlevi?

Ulusal süt konseyinde alınan kararların her hangi bir yaptırım gücü yok.

Ulusal Süt Konseyinin fiyat kararlarına tam olarak ne süt devlerinin ne de irili ufaklı firmaların uyguladığı görülmüyor. USK, 2012 yılı Haziran kararından bu yana Yörsan ve Danone 79 kuruş alım fiyatı uygular iken, hakim olduğu İç Anadolu pazarında Sütaş ve Ülker ikisi birlikte 67 kuruş, batıda ise 76 kuruş uyguluyor. Süt hayvancılığında Çukurova, İç Anadolu ve bilhassa çiğ süt üretiminin yoğun olduğu Konya ilimiz çok daha sıkıntı içinde! Ne ilginç değil mi çiğ sütte fiyat istikrarı sağlamak için çıkarılan parasal destekli süt tozu üretiminden en fazla yararlanan il Konya olması ile GTHB Hayvancılık Genel Müdürü Konyalı Sayın Ali Karaca övünüyor. Sayın Ali Karaca’nın Genel Müdür olarak yürüttüğü süt tozu destekleme, okul sütü projesi ile çiğ sütte fiyat destekleme uygulama şekillerinin fiyat istikrarını sağlamadığı, süt tozu politikalarının ancak kendi hemşerilerine yaradığını görüyoruz. Sayın Ali Karaca’nın Ulusal Süt Konseyi’nde kanun gereği olması gereken bakanlık temsilcilerini sanayicilerin istemedikleri bürokratı Konsey temsilciliğinden aldığını biliyoruz. Süt tozunda parasal desteği en çok alan il Konya ise Çiğ süt fiyatının ‘’referans değerlerde olması gereken’’ ilin de Konya olması gerekmez mi?

Süt Patronları Ne yapacak?

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası verilerine göre endüstriyel süt sektörünün net kazançları % 68. Türkiye’de endüstriyel süt sektörünün 2011 yılı büyüme oranı ise % 20 olarak gerçekleşmiş. Hayvan varlığındaki % 8 büyüme ise sıfır faizli yeni yatırım, sıfır faizli hayvan ithalatı ile gerçekleştirildiği biliniyor!

Sütaş patronu Sayın Muharrem Yılmaz’ın Hürriyet gazetesinden Sayın Vahap Munyar’la yaptığı mülakatta çiğ sütte fiyat istikrarının önemli olmadığını, tüketimin önemli olduğunu açıklamıştı. Dolayısı ile ülkemizde hayvancılığın, çiğ süt üretiminin sürdürülebilirliğinden süt patronları kaygı taşımıyorlar: ‘’İnek kalmaz ise ithal edilir, çiğ süt kalmaz ise yerine süt tozu ithal edilir ve patronların süt çarkı durmaz ‘’ gibi duygu ve düşüncedeler.

2012 Çiğ Süt grevi

Önümüzdeki süreçte çiğ süt maliyetlerini karşılayan bir fiyat ortaya çıkmaz ise başlayacak çiğ süt grevinin hangi gün, kaç gün süreceği belirli değil. 2010 yılı çiğ süt grevi bölgesel olarak gerçekleşmişti.

2008 yıllından bu yana hayvancılıktaki krizin üreticileri derinden etkilemesi, çiğ sütün fiyatının düşüklüğü, yapılan hayvan ve damızlık ithalatının yerli damızlık fiyatlarını 6-7 bin liradan 3-3,5 bin liraya düşürmesi ve her şeyden de önemlisi Tarımsal Süt Üreticileri Birliklerini çiğ süt satışına aracılık etmesindeki büyüklüğün grevin ülke çapında gerçekleşeceğini tahmin ediliyor.

Sonuç:

Çiğ sütte fiyat düzensizliği, sahte süt tozu politikaları ile gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Bir amacı da çiğ sütte fiyat istikrarı olan okul sütü projesi de bir işe yaramadı! Okul sütü arz fazlalığı için değil hiç olmaz ise 5-10 yıl uygulanmalı. Uht süt değil tamamen ayran dağıtılmalı.

Çiğ sütte fiyat düzeni bürokratik girişim, sanayicilere yalvarma, rica, sanayicilerin fiyat düşürmemeleri için ihracat desteği değil gerçekçi bir düzenleme getirilmelidir.

Çözüm:

Eski Süt Endüstrisi Kurumu gibi bir yeni kamusal-üretici örgütü yapısında; çiğ sütün satın alım düzeni, ambalajlı süt ve süt ürünleri üretimi ve satışı düzeninde piyasanın % 20 kontrolü sağlanmalıdır.

Eski SEK yapısında olduğu gibi piyasadan çiğ sütün % 20 sini toplayıp mamul hale getirerek bunu tüketicilere satmalıdır. Endüstriyel süt sektörünün karşısında hem satın alımda hem de üretim ve satışta böyle bir gerçekçi rakip ortaya çıkarılmalıdır. Müstakbel Et ve Süt Kurulu kanun tasarı ile bu gerçekleştirilmediği takdirde çiğ sütte gerçekçi piyasa düzeni kurulamaz! Hayvan varlığımız yeterli hale gelemez!

Sanayicilere yalvararak, her fiyat artırmalarında sanayicilere diyet ödenerek hayvancılık politikası yürütülemez. Bu süreçte de sanayicilerin istedikleri ‘’diyetin’’ ne olduğunu biliyoruz. Bir sonraki yazımızda bu diyetin ne olduğunu yazacağız.

Sevgili Çiğ Süt üreticilerimiz, çiğ süt ve ambalajlı ürün tüketicilerimiz:

Müstakbel et ve süt kurulu kanun tasarısı gerçekçi bir piyasa düzenini kurmadığı takdirde Çiğ Süt Üreticileri Tüketicileri Grubu olarak çiğ süt üreticileri, süt tüketicilerinin kendi üretimlerini satışta yeni bir dağıtım ağının kurulması yolu ufukta gözüküyor. Şu anki çiğ süt satış ağı, toplama ağı, ambalajlı ürün üretim, satış ve dağıtım ağı üreticilere, tüketicilere, çocukların beslenmesine, üretimin sürdürülebilirliğine, tüketimde gıdaya erişim hakkına değil sanayicilere hizmet ediyor. ‘’ Üretim tüketiciler için değil sanayiciler için ’’ şeklinde bir politik ve ekonomik yapılanma mevcut. Et ve Süt Kurulu kanun tasarısında kabul edilecek maddeler sütteki bu politik ve ekonomik yapıyı sürdürdüğü takdirde yeni bir dağıtım ağı şart olacaktır. Bu yeni dağıtım ağını tüketiciler ile birlikte kuracağız. Çiğ süt üretimindeki satın alma payı sanayinin kontrolüne geçtiği oranda gıdaya erişim hakkının zorlaştığını görüyoruz. Çiğ süt üretimi, süt ve süt ürünleri tüketimi sanayicilerin insaf ve merhametine bırakılamaz. Günümüzün sermayesinin var olan cazibesi süt üretim ve tüketim politikalarını, politikacılarını, bürokratlarını, üretimin desteklenme tarzı, üretimin ve gıdaya erişimin aleyhine sanayicilerin lehine işliyor. Bu etki ancak yeni bir tüketim ağının kurulması ile kırılabilir! Bu yeni tüketim ağı marketlerde ve/veya eve teslim çiğ süt satışıdır. O zaman ‘’ne Şamın şekeri ne de Arabın yüzü’’ nü görürüz.

Diğer Yazıları

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 671


Editör`den Size - Özel Haberler