YETER KEMAL-EDDİN YETER

YETER KEMAL-EDDİN YETER







Ekmeleddin İhsanoğlu`nun adaylığının kesinleşmesinin ardından, 
AKP`nin Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Ticaret Odası konferans  salonundaki konuşmasına dualarla meydan okuyor ve teşekkür ediyor.
"Mülkün sahibi Allah`tır. Bizi bu günlere eriştiren Rabbime sonsuz hamdolsun. Çıktığımız bu kutlu yolculukta Rabbim ayaklarımızı doğruluk üzre sabit kılsın. Ya Rab bizim göğsümüzü genişlet. Sen ki her şeye gücü yetensin. Bu mübarek günde dileğimiz odur ki bu milleti zaferle müjdele ya Rabbi. Amin Amin Amin..."dedikten sonra,
" 200 yıl boyunca yüz üstü sürünen bir medeniyetin yüzünü yüceltmenin mücadelesini verdik. Allah`a hamd olsun başardık. Cumhurbaşkanı`nın halk tarafından seçilmesiyle bu ülkede vesayetler tarihini kapattık" diyor.

*
Recep Tayyip Erdoğan ile 13 yıldır ABD`nin Avrasya`da öngördüğü radikal dönüşümlerde egemenliğine güvence olarak Türkiye`deki varlığını hükümetlerle değişmeyecek denli köklü ilişkiler üzerinden geliştirmek üzere devletin en üst yönetimi ve askerle  oluşturduğu yakınlığının meyvaları alınıyor.
ABD`nin Türkiye`de en üst yönetime ulaştırdıklarının oluşturduğu  AKP devleti Selçuklu`nun, Osmanlı`nın egemen olduğu İslam toplumlarındaki kültürel kodların değişiminden yana ve Osmanlı`nın felsefi dayanakları üzerinden halifeliğin kaldırılmasıyla başsız kaldığını düşündüğü İslam ülkelerini İslam Konfederasyonu çatısı altında oluşturmayı hayal ediyor.
AKP-devletinin Balkan, Kafkas, Orta Asya coğrafyasında ve Tunus`tan ,Libya`ya, Mısır`da Suriye, Irak`a kadar tüm politik macerası bu olmayacak sevdaya dayanıyor.
Şimdilerde bu sevda "bölgeyi kazanırsak petrolü ve Misak`ı Milli topraklarını da kazanırız " noktasına gelmiştir.
ABD`nin Avrasya`daki çıkarları için su, toprak, hidrokarbon kaynakları üzerinde Kürdistan`ın kendi üstünde başka egemenliği kabul etmeyen Kürt ulus devletinin oluşmasına yönlenilmiştir...
Ne ki o bölgenin sınırlarını çizen  büyük ya da küçük oyuncular hiç hesaba katılmıyor, Allah Kerim`dir ama yarınları akıl belirliyor...

*
Bir Kurtuluş Savaşı birikiminde Türk Milletinin hiç bir soy, din, mezhep, konum ayrımcılığı içermeyen bağımsızlıkçı, antiemperyalist ve çağdaş karakterli Cumhuriyet Devletinin idealist taahhütleri  tasfiye edilmiştir.
Halbuki,insanlığın devrimi din`in özel bir mesele olduğu düşüncesinde yetkinleşilmeye karar verildiği anda başlamış,
Zamanla insanlık, hakları için yaptığı mücadelede inananların inanmayanlar aleyhine sahip oldukları tüm kamusal ayrıcalıkları kaldırmış, dinin devlet içinde egemen güç haline gelmesini reddetmiştir.
Sonra modern devletin kanun çıkarmasının günahkâr insan işi olduğunun kabulüyle, Tanrı`nın devlet hayatında ortaya çıkan tarafsız ve görünür iradesi kalkmış:
Akıl ve vicdan özgürleşmiş: Sanat, bilim, teknoloji derken insan uygarlığı oluşurken insanlığın sonsuzca ilerleyebileceği,
Dileyenin oralarda bir yerde özgür akıl ve vicdanıyla Tanrı`ya hamd edebileceği esasında birleşilmiştir-ki; bunların bütünü idealist taahhütlerdir.

*
Cumhuriyet Devrimi`nin de biricik hedefi insanlığın özgür akıl ve vicdanının düşünsel türevi lâik temele dayandırarak ulaştığı gelişmişlikti.
O yüzden siyasi toplumun temeli Ümmet`ten Millet`e çevrilmiş, siyasi iktidarın temeli Kişisel Egemenlik`ten Millet Egemenliği`ne dönüştürülmüş,
Teokratik Devlet yapısı yerine Lâik Devlet getirilmiş, Modernleşme ve Gelenekçilik arasında bocalayan toplum bu ikilikten kurtarılarak, yüzü uygarlığa çevrilmişti.
Yani bilge,sonsuz, yaratıcı Tanrı tasavvurunda Türk insanının, bilimin dinin açıklama getirdiği sorulara cevap vermeye başladığı, "Tanrı olabilir ama bilim bir yaratıcı olmadan da evrene açıklık getirebilir" mantığından hareketle evren bilgisiyle yetkinleşebilmesinin yolu açılmıştı...

*
Olmadı!
Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan " 200 yıl boyunca yüz üstü sürünen bir medeniyetin yüzünü yüceltmenin mücadelesini verdik, Allah`a hamd olsun başardık.Cumhurbaşkanı`nın halk tarafından seçilmesiyle bu ülkede vesayetler tarihini kapattık"derken,
Atatürk`ün Türkiye`yi "Biz büyük bir devrim yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski kurumu yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak gerekir. Ulusun ve devrimin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için bütün ulusalcı ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir" uyarısıyla Türk insanını özgür akıl ve ve vicdana yönlendirmesinin devlet katında  hiç bir hükmünün kalmadığı anlaşıldı.
 
*
Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına yürürken,"Gözümüz arkada değil ve olmayacak. Arkada güçlü bir geleneğin olduğunu biliyorum. Arkada bu davayı omuzlayacak kahramanların olduğunu biliyorum"diyor. Ne davası? İşte Parti-devletin Sünni Türk İslam`ı temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı,Ramazan ayı dolayısıyla yayınladığı mesajda buna yanıt veriyor.
"Sünnilik,Şiilik ya da Alevilik bir din üst kimliği değildir. Üst kimlik İslamdır. Türklük,Kürtlük,Araplık etnik aidiyetlerdir.Müslüman kimliği hepsinin üstündedir"diyor!

*
Yazık,bugün Atatürk`ün 1935` de CHP`nin 4.Büyük Kurultay`ında "Bu anda, bundan önceki Kurultay`ları ve Parti`mizi doğuran ilk Sivas Kurultayı`nı -ki, dış ve iç düşmanların süngüleri altında kurulmuştur, hatırlamak geçen on altı yılın bütün hadiselerini göz önüne getirmeyi kolaylaştırır.
Uçurum kenarında yıkık bir ülke... türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... yıllarca süren savaş.., ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet  ve bunları başarmak için arasız devrimler " diye Türk genel devriminin kısa bir özetini verdikten -sonra,
"Ulusa hizmet yolunda bütün varlığımızla çalışmak, parti üyelerinin bozulmaz andıdır" ifadesi yerinde yeller esiyor.

*
Bu andın bozulmaması için Türk devrimcisinin yüzyılların çağ dışı değer ve geleneklerin tasfiyesine yönelmiş  devriminin, birçok aktif direniş ile karşılaşması haline daima dikkat göstermesi gerekiyordu.
Her zaman eski düzenin canlandırılması girişimlerini önleyecek sağlam düzenin kurulması ve devrimin temel ilkelerinden ödün vermemek ve devrimi kararlılıkla korumak için her şey göze alınmalıydı.

*
İşte CHP, "Ulusa hizmet yolunda bütün varlığımızla çalışmak, parti üyelerinin bozulmaz andıdır" şiarından gelmesine rağmen,
Yıllardır Kemalizmin halk ve ulus özdeşliğinde, o nedenle aklın ve bilimin düşünsel türevi lâikliğe dayanan, sonra bu noktadan uygarlığa yükselmeyi hedefleyen bir siyasi gelenek olduğu gerçeğinde kararlılık gösteremiyor.

*
Son olarak, Kemal Kılıçdaroğlu`nun adam satmacılıkla kendini gösteren bu felsefe ve geleneğin kararlılığını reddedişi ve konjonktürel oportunist bir sosyal demokrat harekete yönelmesi sonucu;
Atatürkçü Düşünce Sisteminden gelen, ilişkilerinde yazısız kurallar ve geleneklerde yapısallaşmış ve kurumlaşmış, Kemalist tutarlılıkta davranış birliği içinde katılımcı,özgür insanların ve CHP`nin İl ve İlçe örgütlerinin politikanın tüm alanlarından uzaklaştırılarak Türk Ulus Devletinin AKP Devletine dönüşmesine karşı çıkma ve engel olma muktedirliklerinin önüne geçilmiş bulunuyor.

*
"Gık çıkmıyor!"
Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında hâlâ  İslamcılığı şüphe götürmez Ekmelleddin İhsanoğlu`na oy isterken,Erdoğan`ın cumhurbaşkanı adaylığını değerlendiriyor,yoksa o da  Erdoğan`a mı meydan okuyor?
Ama Kemalizm gibi muhteşem bir emanete sahip çıkamayışın, ona ihanet etmiş olmanın zavallılığından, gurursuzluğundan etkilenmişe benzemiyor.
"Siz cumhurbaşkanı adayı olamazsınız. Yalan söyleyenden cumhurbaşkanı adayı olamaz.Saygınlığını yitiren birisinden cumhurbaşkanı adayı olmaz"gibi ifadelerle laf salatası yapıyor.

*
Cumhurbaşkanlığı seçiminin en güzel yanının, Kemal Kılıçdaroğlu ve şürekasının tasfiyesi olacağı anlaşılıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu ile yüzleşmek Kemalistler için yeniden filizlenip-boy atmanın umudu haline geliyor.
Şimdi, devletin hiç bir katında etkinliğini olmayan,önleri hep CHP`li bezirganlarca  kesilen Kemalistlerin üzerine sokaklarda güneş doğuyor...

Diğer Yazıları

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 564


Editör`den Size - Özel Haberler