• Ana Sayfa
  • »
  • TAM AÇIDAN CUMHURBAŞKANLIĞI

TAM AÇIDAN CUMHURBAŞKANLIĞI

TAM AÇIDAN CUMHURBAŞKANLIĞI



30 Mart Yerel seçimlerinin geride bırakılmasının ardından dikkatler Ağustos`da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine çevrildi.
Kulislerde uygulanması en yüksek formülün Gül`ün hükümetin başına geçmesi,Erdoğan`ın ise Çankaya`ya çıkması olduğu konuşuluyor.

*
Ne ki, iki küresel gücün;ABD`nin "Rusya Ukrayna`daki güçlerini silahsızlandırmalı, askeri varlığını azaltmalı ve Kırım`daki askerleri üslerine geri çekmeli",
Rusya`nın," ABD Ukrayna`da Rus nufusunun yoğun olduğu ve Rusça konuşulan bölgelerde özerklik önerisini desteklemeli" taleplerine diplomatik çözüm çerçevesinde Soğuk Savaş benzeri yaşanan gerginlik, oradan Ortadoğu`nun jeopolitik durumuna ve Türkiye`ye de yansıyor... 
Cumhurbaşkanlığı seçimini bu çerçeveden yansımalarla da düşünmek gerekiyor.

*
Herşey ABD`nin daha fazla kâra dayalı gözü doymaz kapitalist ahlâkının işbaşında olmasından kaynaklanıyor.
İşte bu ABD, yüksek teknolojisi ile gelecek yıllarda ekonomik ve siyasi gücünü konsolide edeceğini hesaplıyor.
Gelişmekte olan ülkeler grubunda küresel mal talebinin ve küresel büyümenin en önemli motoru ve dünyanın ikinci ekonomisi  Çin`in dışında,
Diğerlerinin teknolojik olarak gelişmemiş üretime bağlı olmaları yüzünden gelişmiş ülke kategorisine ulaşamayacaklarını öngörüyor.

*
Birinci seçenek olarak; tek küresel sistemi içinde yer alan ve onun çevresinde birbirine bağlı yapıda ve ilgileri farklı -mesela,Rusya`nın genel ekonominin gündemi içinde benzer yaklaşımlarda değil,kendisine en uygun seçeneğin yükümlülüklerini üstleneceği yeni bir Avrasya`yı planlıyor.
Başka deyişle küresel istikrarın sağlanabilmesi için Rusya`nın küresel barış, istikrar ve gelişmeye katkı sağlayacağı iddiasını, yeni bir uluslararası hukukun BM merkezinden küresel sistem ağlarına yansıtılması ve yeni dünya statüsünün oluşturulması karşılığında kabul ediyor.
Bu suretle, ABD ve Rusya kutupları arasındaki ülkelerin birbirlerinin çabalarını gölgelemek yerine  birbirlerini tamamlayıcı politikalar geliştirmesine, ayrılıklarını müzakere ve barış görüşmeleriyle çözmesine -sonuçta, her birinin küresel ekonominin istikrarına ve büyümesine katkı vermesine olanak tanıyor.

*
Bu yöntem çerçevesinde yeni Ortadoğu için Rusya ile birlikte İsrail-Filistin arasındaki yeni bir barış planı sunuyor, birlikte Yeni Suriye`nin kurulması: İran`ın nükleer programının engellenmesi: Sünni-Şii ekseninde yumuşama: İslamcı radikal unsurların tasfiyesi vs.vs. öngörülüyor.

*
Ama,iki eski hasım ABD ve Rusya arasında yeterli deneyimin geliştiği, birbirlerine düşman değil stratejik ortaklığı kurmaya çalışan partnerler olduklarına ilişkin yeterli güven oluşmayınca, mesela;
Geçen Haziran`da başlatılan ve süresi 29 Nisan`da sona erecek olan İsrail-Filistin arasında tarafların 1967 sınırlarına harfiyen uymak yerine aralarında toprak değişimi yapabilmeleri, İsrail Devleti`nin Yahudi devleti olarak tanınması, yerleşim inşasının dondurulması gibi konulardaki barış görüşmelerinde ciddi pürüzler ortaya çıkıyor.
Süre biterken,İsrail taslak anlaşmada yer almasına rağmen son grup 26 Filistinli mahkûmu serbest bırakmaması üzerine Filistin,8 aydır askıdaki BM kuruluşlarına ve uluslararası sözleşmelere katılım sürecini yeniden başlatıyor...

*
İsrail-Filistin barış planında bölgedeki İslamcılık düşüncesi ve bu düşüncenin taasubundan gelişen terörün potansiyeli de sürekli engel oluşturuyor.
Nitekim,bir süredir Ortadoğu`da İslamcılık ve türevi terörle mücadeleye ağırlık verilmiştir.
Türkiye islamcı terör ile mücadele bakımından İslamcılık düşüncesine beşik olmak, Suriye`de savaşan teröristlerin kendi ülkelerine dönmesiyle büyüyen terör alanında güçlü bir konumda olmak ve İsrail`in Suriye ilişkisinde önemli bir aktör olmak durumundadır.
O yüzden Türkiye`de İslamcı Başbakan Erdoğan hızla Gülen Cemaatini tasfiyeye sürüklüyor, yoksa birbirlerini takiben tüketiliyorlar mı? 

*
Sonra İsrail`in bölgede Tataristan, Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan gibi ülkelerle dostluk ilişkisini geliştirirken, Türkiye`nin bu ülkelerle kültürel yakınlığından yararlanmak ihtiyacındadır.
Bu iş için Türkiye`nin seçilecek Cumhurbaşkanı`nın İsrail`in güvendiği,uluslararası meşruiyetinin yüksek, rasyonalist bir kişi olması gerekiyor.

*
Ya da değişen bölgesel düzende aralarındaki görüş farklılıklarının üstesinden gelmek, bu suretle bölgenin siyasi görünümünü yeniden yapılandırmak,İran`ın gücünü dengeleyebilmenin gayretinde  olan Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi ile İran`ın bölgede artan gücü ve aykırı dış politikaları arasında siyasi açıdan oluşan mesafede;
Türkiye`nin Körfez ülkeleri için hem İran`ın gücünü dengeleyebilecek, hem de İran ile ekonomik ve siyasi bağlarını da koruyabilecek bir unsur olarak çıkan öneminde, Türkiye Cumhurbaşkanı`nın başkanlık modeline göre güçlü bir partili mi yoksa ülkede tüm tarafların güvenini kazanmış bir kişi olması mı gerekiyor?

*
Cenevre II Barış Konferansı ikinci tur görüşmeleri Suriye Hükümeti`nin anayasal,kanuni ve meşru sorumluluk olarak güvenliğin tesis edilmesinde birinci derecede kendisinin sorumlu olduğu, Muhalifler`in ise geçiş yönetimi kurulduğunda Esad yönetimde olmamalıdır talebiyle sonuçsuz kapanmıştı.
Şimdi BM, Cenevre III  Barış Konferansının şiddete son verme, terörle mücadele, hükümet temsilcileri ve farklı siyasi muhalefet gruplarından temsilcilerin katılımıyla geçici yönetim organı oluşturmak gibi konuların yanında 30 Haziran 2012 tarihli Cenevre Bildirisi`nde yer alan ve yerine getirilmesi gereken hususların görüşülmesini öngören gündemini açıklamış bulunuyor.

*
Bu suretle, BM Güvenlik Konseyi`nin 2118 sayılı kararı işliyor ve Cenevre III Barış Konferansının düzenlenmesiyle ilerleyecek ve Suriye`de işlenen hukuk ihlallerinden Esad rejimi kadar muhalif tarafların, teröristlerin ve bunları destekleyen devletlerin paylarını üstlenmeleri ve  yeni Suriye`nin  bu hukuktan kurulmasına ilişkin bağlayıcı kararın alınmasına ilişkin süreç yeniden başlatılıyor.
Türkiye Suriye İç Savaşında devletlerin uluslararası ilişkiler açısından görevlerini belirleyen,BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen kararlara aykırı davranmakla; İslamcı radikal örgütleri fonlamak, silahlandırıp-yönlendirmek ve  Suriye`de savaşa salmakla diğer bir devletin iç işlerine müdahale etmek, başka bir devlet sınırları içinde iç savaş çıkarmak,hukuku ihlal edenlerle yardımlaşmak fiilleriyle itham ediliyor.
Türkiye`nin seçeceği yeni Cumhurbaşkanı`nın bu  suçlara iştirakinin olmaması gerekiyor.

*
İkinci seçenek olarak; herkes iki eski hasım ABD ve Rusya arasında yeterli deneyimin geliştiği, birbirlerine düşman değil stratejik ortaklığı kurmaya çalışan partnerler olduğu düşüncesiyle Avrasya`da  barış için umudlanırken,
Lider ABD`nin çevresinde bölge lideri ülkelerle çeşitlenen yeni bir dünyayı benimsediği, ülkelerin birbirlerinin çabalarını gölgelemek yerine  birbirlerini tamamlayıcı politikalar geliştirmesine, fikir ayrılıklarını barış görüşmeleriyle çözmeye yönelmeleriyle yeni bir sürece girildiği fikriyle coşku yaşanırken,

*
Ukrayna sorununun  yayılması, Kırım`ın Rusya`ya ilhakına dair kararının ardından ABD`nin Rusya`ya karşı bir çok yaptırım karar almasıyla;
Genel durgunluğun ortasında gerilim yaşayan ABD`nin Avrasya`dan başlatılan yeni bir Soğuk Savaş dönemiyle, gelişmekte olan ülkelerin işlerinin zor olmasına ve başta kendisinin temel üretim sektörlerinde ve yüksek teknolojide toplam üretimini misliyle arttırması, büyüme hızlarının yükselmesi, işsizliğin düşük düzeylerde seyretmesi dengesine dayanan başka bir yöntemi uyguladığı görülmüştür.

*
Ne ki,ekonomide ve siyasette ABD`nin Rusya`ya, Rusya`nın  ABD`ye karşı kullanacağı büyük kozları bulunuyor.
Ekonomi ve siyaset zorlaşırken Türkiye`nin yeni Cumhurbaşkan`ının yüksek meşruiyetini ve kredibilitesinin  olması gerekiyor.

*
Türkiye,Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken,unutmamak gerekiyor;Cumhuriyet, yüksek ahlâkî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.



Diğer Yazıları

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 587


Editör`den Size - Özel Haberler