KUDÜS

KUDÜS
Ortadoğu`nun yeniden düzenlenmesinde ABD ve Rusya mutabakatının Kuzey İrlanda G8 Zirvesi`nde geliştirilmesi -ardından, İsrail-Filistin arasında yeni bir barış planının hayata geçirilmesi çerçevesinde yeni Suriye`nin kurulması: İran`ın nükleer gelişiminin engellemesi:İslamcı radikalizmin tasfiyesi ve aşırıların kaldırılması süreci işliyor.

*
Pazartesi günü İsrailli ve Filistinli yetkililer Temmuz`da yeniden başlayan barış görüşmeleri için Kudüs`te dokuzuncu kez bir araya geldiler.
HAMAS Sözcüsü S.A. Zuhri ise Filistinlilerin İsrail ile görüşmeleri sona erdirmesini, kendi aralarında bir uzlaşmaya varmaları ve `Siyonistlere` karşı birlikte başedebilmek için ortak bir yol izlemeleri gerektiğini açıkladı.
Zuhri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu`nun sözlerinden alıntı yaparak görüşmelerin bir sonuca varmayacağını -çünkü, Filistin`in İsrail`i bir Yahudi devleti olarak tanımadığını söyledi!

*
Çarşamba günü HAMAS siyasi lideri Halid Meşal Ankara`da İslamcı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`la bir görüşme yaptı.
Muhtemelen, "İsrail`in işgaline göz yuman ülkeler var. Bu tek taraflı müzakereleri eşit güç dengesi ve eşit şartlarda yürütülmediği için kabul etmiyoruz.
ABD Dışişleri Bakanlığı`nın ve yetkililerinin zorlamasıyla, Filistin yönetimine yaptığı baskı sonucunda başlatılan bu  müzakerelerin sonuç vereceğine inanmıyoruz.
Netanyahu ve hükümeti her fırsatta Filistin`in bir devlet kurma hakkı olmadığını ve yurtlarından edilen Filistinlilerin geri dönme haklarının olmadığını söylüyor.
Zaten tarih gösteriyor-ki,eğer ülkenizde işgal varsa ve o işgali bertaraf etmek istiyorsanız, sizin de kullanmanız gereken bir güç kartınız olması gerekir" dedi.

*
Filistin`de her şey İsrail`in 1948`de bütün dinlerin kutsal saydığı Kudüs`ün Batı kesimini,1967 Haziran savaşında da Doğu kesimini işgal etmesi -ardından,
BM`nin Doğu kesiminin de İsrail`e ait olduğu ve Filistinlilerin bu bölüm üzerinde de herhangi bir hak iddia edemeyeceklerini karara bağlamasıyla başladı.

*
Bunu bütün Araplar`ın Filistin davası için adil çözüm arayışına girmeleri süreci takip etti.
Camp David Anlaşması`nda komşuyla birlikte yaşama düşüncesi ortaya atıldı.
Sonra ABD`nin, İsrail`in birleşik Kudüs`ü başkenti olarak ilan etme ve büyükelçiliğini Tel Aviv`den Kudüs`e taşıma kararı, İsrail`in Kudüs`ün stratejik noktalarını tutmayı amaçlayan yerleşim birimleri kurmasına cesaret verdi.
1993`te imzalanan Oslo İlkeler Anlaşması`nda  üzerinde yoğun ihtilaf olduğu gerekçesiyle Kudüs konusu nihai anlaşma aşamasına bırakıldı.

*
Ve HAMAS, yüzeysel sorunlar üzerinde anlaşmaya varılması karşılığında -süreçte, Filistin`in temel sorunlarla ilgili tezler konusunda elinin zayıflamasına ve  İsrail`e başkent olacak Kudüs şehrinin dayatılacak olmasına itiraz etti, direniş bölündü...

*
İslam ülkelerinde Milliyetçi hareketler durmaksızın iç dinamiklerle bastırılırken Filistinli ve Arap aklı evveller, Sykes-Picot anlaşmasının parçaladığı Arap ve Filistin dünyasının ancak  İslam ümmetinin uyanması ve birlik olmasıyla kazanılabileceği ve Filistin`in işgalden kurtarılabileceğini öngördüler.
Bu fikirde hareket eden Faslı,Tunuslu,Libyalı,Sudanlı,Suudi Arabistanlı,Yemenli,Iraklı,Suriyeli,Mısırlıların buluştukları ortak paydada, düşünce-etki,bilgilendirme-bilinçlendirme ve örgütlemede çok başarılı  Müslüman Kardeşler Örgütünün etrafında birleşilmesine yöneldiler-ki,HAMAS bu düşünceden geliyor.

*
O ülkelerin en alt tabanında kalmış kesimler Müslüman Kardeşler Örgütünün " İslam tarihinin ışığında müminler, kendi sorunlarını ancak devrimci İslami diriliş, yani şeriatın tesisi aracılığıyla oluşacak ve onunla başarı şansı bulacak bir İslami ideoloji oluşturmak suretiyle  çözebileceklerdir " felsefesinde birleştiler.
Çok sonra bu halkaya, Başbakan Erdoğan ve Fethullah Gülen`in "La şarkıyye la garbiyye illa İslamiyye illa İslamiyye` ana fikrindeki İslamcı kültürünü işlediği,İslamiyet`in sadece bir din değil topyekün bir hayat tarzı olduğu fikrini yerleştirdiği ve Türkiye`yi İslamcı Ortadoğu`nun bir parçası olarak algılayan siyaset eklendi.

*
Halbuki bir süredir, ABD -hem,ekonomik-hem,itikadi gereksinimleri yönünde,
Bir yanda, İslam`ın kapitalizmle uyuşmazlıklarının kaldırılmasını ve piyasa ekonomisine entegre edilmesini hedefliyordu.
Bölge ülkelerinin siyasi rejimlerine müdahale yolu açılmış,yıllarca yasaklı islamcı sivil toplum örgütleri ülkelerinin rejimlerini orduları,polis güçleri desteğiyle islami liberalizme dönüştürmeye-yazarken,ülkeler bir-bir etnik ve mezhepsel temelde çözülüyor ve istikrarsızlığa sevkediliyordu.
Bu suretle islamcı hareketlerin yönetiminde küçültülen ülkeler hem ekonomi,kalkınma ve teknoloji ihtiyaçları sorumluluklarıyla tam kontrole alınıyor hem de demokratikleşme gösterilerek standartların yükselmesi,ekonomilerin kalkınmasıyla küresel piyasalara entegre ediliyorlardı.
Bir yanda da,El Kaide`nin eylemleri sonucunda dünyada öyle bir cephe oluşturuluyordu-ki,küresel sermayenin ılımlı İslam Modeliyle ılımlı ya da radikal ayrımı yapılmadan bütün İslam terörist  kabul ediliyor ve İslam`ın tasfiyesine yelteniliyordu.

*
Bu noktadan,İslam ümmetinin uyanması ve birlik olmasıyla Filistin`i işgalden kurtarılabileceğine inanılan bir İslami odağın oluşturulmasını olanaksız hale geliyordu.
Nitekim,Mısır`da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler örgütünün Hürriyet ve Adalet Partisi bir yıllarını doldurmadan iktidardan indirildiler.
Eh!İran`ın nükleer programı ile ilgili diplomasi de işliyor!

*
Türkiye`den dinin demokrasiye aykırı olmadığı teziyle geliştirilen ve İslamcı rejimlere model edilen,Batı`nın İslam ve mukaddesatlarına  savaş açtığı, Batı tipi düzenin gayri İslami bir istibdat düzeni olduğu öğretisi,
İnsanları çağdaş düzeyi sorgulama, yakalama ve aşma anlayışından, insan hakları,düşünce, inanç ve girişim özgürlüklerinden,laik hukuk devleti, katılımcı demokrasi,liberal ekonominin benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına katkı koyma iddiasından kopardığı -belki ,tam zamanında görülmüştür.
Buna İslamcı radikalizm deniyor ve kaynağını oloşturan İslam Ümmeti zırvasıyla birlikte -şimdilerde, omurgasının kırılmasına çalışılıyor.

*
Kudüs zordadır.
Çünkü oraların aklıevvellerinde ve buradaki Erdoğan iktidarı ve Gülen cemaatinde  Büyük Atatürk`ün,"Türk milletinin kuruluşunda tesirli olduğu görülen tabiî ve tarihi gerçekler şunlardır: Siyasi varlıkta birlik,dil birliği,yurt birliği,ırk ve menşe birliği,tarihi karâbet,ahlâki karâbet. Türk milletinin teşekkülünde mevcut olan bu şartlar diğer milletlerde hepsi birlikte yok gibidir.
Hiç bir millet aynen bir milletin mukallidi olmamalıdır.Çünkü böyle bir millet ne taklid ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milleti dahilinde kalabilir.Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır" özdeyişini anlayacak akıldan eser bulunmuyor.

14.10.2013
(  İslamcının işgalinde Türkiye`de  Büyük Atatürk`ün ışığı karartılmaya çalışılırken ve Kudüs zordayken -bakar mısınız,ben sizin  mübarek bayramınızı kutluyorum,efendim.)
Diğer Yazıları

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 783


Editör`den Size - Özel Haberler