ADD’DEN “DEMOKRASİ ve BAĞIMSIZLIK” VURGUSU

ADD’DEN “DEMOKRASİ ve BAĞIMSIZLIK” VURGUSU

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın İli Şubeleri Eşgüdüm toplantısı 4 Haziran 2017 Pazar günü ADD Nazilli Şube binasında Nazilli Şubesinin ev sahipliğinde gerçekleştirildi 07.06.2017 04:03

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şube Başkanı Günver Güneş’in başkanlık ettiği ve Aydındaki ADD Şubelerinin katıldığı eşgüdüm toplantısı divan heyetine Nazilli Şube Başkanı Umur Tarakçı, Nazilli Şubesi Üyesi Hasan Güner, Nazilli Şubesi Üyesi Visam Değirmenci seçildiler. Toplantının açılışında Şırnakta şehit düşen 13 askerimiz için saygı duruşunda bulunuldu. Atatürk’e ve ailesine yönelik saldırılar kınandı. 

Aydın, Nazilli, Söke, Kuşadası, Karacasu, Davutlar, İncirliova, Germencik, Kuyucak, Çine Şubelerinin katıldığı eşgüdüm toplantısında şubelerin etkinlikleri yanında ülke gündemine dair konular ele alındı. Bu başlıkta 2 Aylık Şube faaliyetleri değerlendirilerek,  Dernek işleyişinde yaşanan sıkıntılar çözüm önerileri dile getirildi. Dernek üye aidatlarının Genel Merkeze ulaştırılması- Üye listelerinin Derbis’e 15 Temmuz’a kadar girilmesi- Dernek Beyannameleri –Üye bilgi Formlarının düzenlenmesi- Mobil aidat’a geçilmesi konusunda bilgiler aktarıldı.   

2 Aylık Çalışma Takviminde Yer Alan Etkinliklerin Çıkarılarak, bu çerçevede 16 Haziran Malgaç Baskını- 20-22 Haziran Erbeyli Baskını- 21 Haziran Soyadı Kanunu- 22 Haziran Amasya Genelgesi- 1 Temmuz Kabotaj ve Denizcilik Bayramı- 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı- 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi- 23 Temmuz Erzurum Kongresi- 24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması- 24 Temmuz Basın Bayramı etkinliklerinin yapılması kararı alındıır. Bunun yanı sıra yeni Zeytin tasarısının Aydın Zeytinciliğine etkileri ile Jeotermal Enerjinin Kullanımının Yarattığı Sorunlar- Çevre Hareketi ve ADD’nin Konumunu değerlendirildi.  Danışma Kurulu Toplantısı ve Küçük Kurultay hakkında yapılan bilgilendirmenin ardından, Eşgüdüm Şube Kurulları ve Bölge Sorumluları Seçim Esasları Şube temsilcilerine aktarıldı. Referandum çalışmalarında ADD’nin misyonu üzerinde duruldu. 19 Mayıs’ta Samsun’da gerçekleşen Gençlik Kurultayı hakkında ADD Nazilli Şubesi Gençlik Kolu’nun slayt gösterisi ve ADD Aydın Şubesi Gençlik Kolu sorumlusu Tunahan Karadeniz tarafından Gençlik Kurul ve Kolları Yönergesi konusunda yapılan açıklamaların ardından Günay Savran, Nimet Dede, Makbule Erdoğan tarafından hazırlanan Eşgüdüm sonuç bildirgesi ADD Nazilli Şubesi Gençlik Kolu temsilcileri tarafından okundu. Bir sonraki Eşgüdüm toplantısının İncirliova’da yapılmasının kararı alındıktan sonra anı fotoğrafları alınarak toplantıya son verildi.

ADD AYDIN İLİ ŞUBELERİ NAZİLLİ EŞGÜDÜM SONUÇ BİLDİRGESİ

 

16 Nisan Pazar günü yapılan halk oylamasından sonra, ülkemizin gündeminde mühürsüz oy pusulaları yer almaktadır.

 Gündemin sürekli ve yoğun olarak değiştirildiği bir ortamda, halk oylamasındaki açık hukuksuzluğun unutturulmak istenmesine karşı, bilinçli ve örgütlü olarak hareket edilmeli ve sonuç alınana kadar devam edilmelidir. Halk oylaması sonucunda kabul edilen anayasa değişikliği kanunlaşsa da, toplum açısından meşru değildir. YSK, bunca gerçeği yalanlarla örterek resmi sonuçları açıklamış olsa bile, seçimler üzerindeki şaibe ve açık hile durumu ortadan kalkmış değildir. Toplum, bu halk oylamasındaki sonuçların meşru olmadığını hep tartışacaktır. Toplum büyük çoğunlukla “Hayır” iradesini ortaya koymuştur. Bugün seçimlerin doğruluğunu ve  dürüstlüğünü ortadan kaldıran bir kurul haline gelen YSK, tam hukuksuzluk yapmıştır, tam kanunsuzluğa imza atmıştır.

Meşru olmayan bu halk oylaması sonuçlarına, meşruluk kazandırmak için yapılan ve yapılacak tüm girişimlere karşı dikkatli ve uyanık olmak zorundayız.

Meşruluğun dayanağı sandıktan bir şekilde çıkarılan sonuç değil, kamunun vicdanıdır. Kamu vicdanının yarısını yaralayıp, diğer yarısı ile yola devam edildiği bir sistemde yarım kalan iktidar toplumu bütünleştiremez. Buradan sadece meşru olmayan zora dayalı bir sistem ortaya çıkar. Kurumlar, güçlerini anayasa, yasalar, geçmişte ve günümüzde rollerine uygun işlevleri ile yurttaşların huzur, güven, barış, adalet gibi beklentilerini karşılamak için varlar. Başka deyişle iktidarlara göre biçim almazlar. Çemberin giderek daraltıldığı bir süreçte, dışarıyı çok iyi gözlemleyen ve ülke çıkarlarını kollayan uzman kadrolar çıkarabilecek bir Meclis yerine, sayısal ağırlığı artan, niteliği ortadan kalkan göstermelik bir Meclis yapısı öngörülüyor. Bizi anayasa üzerinden dolanarak girdaba sürükleyen bu dönüşüm sürecinde belirli olan tek şey belirsizlik. Getirilmek istenenin değil; önemli olanın önceki düzeni yıkmak olduğunu, yeni bir devlet kurmaktan söz eden başdanışmanlardan birinin sözleri ortaya koyuyor. Osmanlı'dan kalan son toprak parçasında birlik, beraberlik tohumlarını atan Atatürk'ün kendisini kalıcılaştırmak yerine,  milleti güçlendirmeyi seçtiğini ve bu yüzden her birimizi eşit yurttaş yapan egemenlik anlayışını büyük zorluklarla inşa ettiğini her zaman anımsamalıyız. "Referandum sonrasında Türkiye'yi yeni bir anayasa yapmayı konuşuyor bulacağız. Bu oyun rejim başkalaşıncaya, rejimin başkalaşmasına direnen kişi ve kuruluşlar başkalaşımın içine çekilinceye dek sürdürülecek. Ya oyunu bozan olacaksınız ya da oyunun parçası"  Şimdi fiilen başkalaşan rejimi kalıcılaştırmayı oyladık. Sonra, başdanışmanlar ipucunu verdiler; yeni devlet kurmayı konuşuyor olacağız.

 

Darbe girişiminin siyasi ayağının hala bulunamaması, Mecliste bu konuda sunulan araştırma önergelerinin reddedilmesi, Darbe Araştırma Komisyonunun darbe’ye ilişkin dişe dokunur bir şey ortaya koyamaması endişe vericidir. FETÖ Türkiye için hala bir tehdittir. Türkiye 15 Temmuz’da darbe girişimi ile bir işgal senaryosu yaşamıştır. ABD’nin bölgemizde Terör örgütleri ile ilişkileri Türkiye’nin bağımsızlığı açısından ciddi bir sorundur.  Terör dahil olmak üzere bütün sorunların çözümü başkanlık sisteminde değil, demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin inşasına ve uygulanmasına bağlıdır. Son zamanlarda giderek artış gösteren, eşsiz liderimiz, büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk'e saldırıların uzun süre önce başladığı ve zemin yoklanarak ağır ağır yol alındığı bilinmektedir. Atatürk’e, dincilerin, şeriatçıların, yobazların yanında ikinci cumhuriyetçiler de yazılarında, kitaplarında, filmlerinde ve konuşmalarında hakaret etmektedirler. Yeterli tepki verilmeyince de, bir sonraki saldırı daha şiddetli yapılmaktadır.  Özellikle Küresel güçlerin görevlileri, yazdıkları kitaplarla, verdikleri konferanslarla, Türk toplumunu Atatürk’ten soğutmak ve devlet ideolojisinin Kemalizm’i terk etmesini istemeye çalışmaktadırlar.

 

Mustafa Kemal demek, emperyalizme başkaldırmak ve yenmek demektir. Atatürk demek, özgürlüktür, bilim ve akıldır. Atatürk demek, kulların birey olmasıdır, çağdaşlıktır, aydınlanmadır. Atatürk demek, devrimciliktir, yurtseverliktir, Kemalizm’dir, Altı Ok’tur. Atatürk demek, Türkiye Cumhuriyeti demektir. Kısaca Atatürk Türkiye’dir, Türkiye Atatürk’tür.

 Atatürk'e hakaretlerin arkasında, bütün bunlara düşmanlık vardır. Türkiye'yi bölmenin yolu, Atatürk ve onun düşüncesini yok etmekten geçmektedir. İşte emperyalizmin yaptığı da aynen budur. Bugün özgürce yaşadıkları ülkede varlıklarını, Atatürk’e ve silah arkadaşlarına borçlu oldukları halde, kurucusuna hakaret eden kişi ya cahildir, ya da haindir. Eğer kişilerin tahsilleri varsa, bunlar vatan haini sınıfına girerler.

  “10 Kasım’da sap gibi ayakta durmaya gerek yok” söylemi, bugün Atatürk’e ağır hakaret düzeyine gelmiştir. Anadolu topraklarında yaşayan, bu ülkenin nimetlerinden yararlanan yurttaşların yapılan bu saygısızlıklara, hakaretlere karşı tepki vermemesi kabul edilemez. Bu saygısızlıklara, bu hakaretlere karşı durmak, her şeyden önce insanın kendine duyduğu saygının gereği olduğu kadar, büyük kurtarıcımıza da minnet duygusunun ifadesidir. Bugün Atatürk’e karşı iğrenç iftiralar atılırken, başta Genelkurmay olmak üzere sessiz kalanlar, bunların hesabını da vereceklerdir. Tarihi derinleştiriyoruz diye, ülkemizin kurucusuna hakaret eden soysuzlar da, yaptıkları hakaretlerde boğulacaklardır.

Zeytin ağaçlarımızın koruma kalkanı olan 3573 sayılı kanun, değişiklik talebiyle yeniden gündeme getirilmiştir. Zeytincilik kanununda öngörülen değişikliğin yapılması, hem çevremize hem de ülke zeytinciliğine büyük ve geriye dönüşü olmayacak zararlara yol açması anlamına gelmektedir. Küresel iklim değişikliklerinin yaşandığı dünyamızda daha ne kadar yeşilden vazgeçebiliriz. Zeytincilik Kanunu yönetmeliğinin değiştirilmesi, tabiatın, canlıların yaşam alanlarının, ekosistemin ve ülkemiz zeytinciliğinin yok edilmesi anlamına gelmektedir. Herkesi ama herkesi zeytinciliğimizin ölüm fermanı olacak bu yasa tasarısına itiraz etmeye davet ediyoruz.

Bu kutsal mücadele’de bütün olumsuzluklar karşısında bize düşen görev, her ne şart altında olursa olsun Cumhuriyetimizi kuruluş ayarlarına geri döndürmek olmalıdır. Tam Bağımsız, Çağdaş, Laik ve Özgür Türkiye’nin Yeniden Kurulmasında ADD En Önde Olacaktır. Türk Milleti, hak ettiği çağdaş ve güzel geleceği, Atatürkçüler kendi elleriyle yaratacak azim ve kararlığı gösterecektir

 


Etiketler: ADD’DEN -DEMOKRASİ -BAĞIMSIZLIK -VURGUSU

Diğer Aydın haberleri

  • PAYLAŞ
rn

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

Editör`den Size - Özel Haberler
 
Tüm Kategoriler
 

Efehaber09.com Sitemizde yayınlanmasını istediğiniz:

reklam (1 aylık ücretsiz),
haber,

doğum-ölüm ilanı,
evlenme duyuruları,
arkadaş ve sevdiklerinize mesajlar ile
size ait şiir, yazı, resim ve videolarınızı
ÜCRETSİZ OLARAK

efehaber09@gmail.com e posta adresimize gönderebilirsiniz.